26 Eylül 2021 Pazar
08:34
fbabke
enteresan haberler, tv, tv programı
No comments
Bu programda çıplaklar yarışıyor
Böyle yarışmamı olur!
Danimarka Devlet televizyonu DR 3'te yayınlanmaya başlanan Klædt af 'soyun' adlı programa katılan gençler, çıplak yaşıyor, sokağa, alışverişe çıplak çıkıyor, işe çıplak gidiyorlar.
Programın formatına göre, gençler evlerinde mobilya, telefon, TV, radyo, bilgisayar, tablet, giysi, çanak, çömlek gibi hiçbir şey bulunduramıyor.
Katılımcıların evinde sadece tuvalet kağıdı bulunuyor ve gençler günde sadece bir kere, evlerine yakın konuşlandırılan Konteynerin içindeki eşyalarından sadece birini alabiliyorlar.
Konteyner içindeki eşyaların tamamı alındığında ise program sonuçlanmış olacak.
Ayıp kızım kediye yazık!
Bir kediyi bacakları arasına alan ünlü model hayranlarını şaşırttı.Bir foto çekimi için brezilya'ya gelen victoria's secret modeli plajın altını üstüne getirdi.
Rusya'da düzenlenen en uzun bacak yarışmasını 18 yaşındaki stajyer avukat Anastasia Strashevskaya kazandı.
Sibiryalı Strashevskaya'nın bacak boyu tam 106 cm.
Rusya'nın en güzel ve uzun bacaklı kızı seçilen Anastasia Strashevskaya, bu yolla edindiği şöhretin
öğrenim hayatına olumsuz etki etmesine izin vermeyeceğini söyledi.
52 rakibini geride bırakan genç kız yarışmadan kazandığı paranın bir kısmını ailesi için
harcayacağını söyleyerek "Geri kalan bölümünü de kansere yakalanmış çocuklara yardım için
kullanmayı planladığını" belirtti. Çocukluğundan bu yana avukat olmak istediğini belirten Anastasia
Strashevskaya, bu hayalinden vazgeçmeyeceğini de sözlerine ekledi.
18-year-old apprentice lawyer Anastasia Strashevskaya won the longest leg competition in Russia.
Siberian Strashevskaya's leg length is exactly 106 cm.
Anastasia Strashevskaya, the most beautiful and leggy girl in Russia,
He said that he would not let it affect his education life negatively.
The young girl who surpassed her 52 rivals, used some of the money she earned from the competition for her family.
saying he would spend the rest of it to help children with cancer.
Stating that he wanted to be a lawyer since his childhood, Anastasia said.Strashevskaya added that she will not give up on this dream.
16 Eylül 2021 Perşembe
00:54
fbabke
futbol, şampiyonlar ligi
No comments
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu akşam 8 karşılaşma oynandı. Gecenin en gollü maçı A Grubu'nda Manchester City, Leipzig maçında yaşandı. İngiliz ekibi rakibini 6-3 mağlup etti.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk hafta maçları bu akşam oynanan 8 karşılaşma ile tamamlandı. Geçen yılın finalisti Manchester City, gecenin en gollü maçında Alman ekibi Leipzig'i 6-3 yendi.
Ev sahibi ekibe galibiyeti getiren golleri, 16. dakikada Nathan Ake, 28. dakikada Nordi Mukiele (kendi kalesine), 45+2. dakikada penaltıdan Riyad Mahrez, 56. dakikada Jack Grealish, 75. dakikada Joao Cancelo ve 85. dakikada Gabriel Jesus attı. Leipzig'in sayıları ise 42, 51 ve 73. dakikalarda Christopher Nkunku'dan geldi.
Bu akşam oynanan maçlarda alınan sonuçlar şöyle:
A Grubu
Club Brugge (Belçika) - PSG (Fransa): 1-1
Manchester City (İngiltere) -Leipzig (Almanya): 6-3
B Grubu
Atletico Madrid (İspanya) - Porto (Portekiz): 0-0
Liverpool (İngiltere) - Milan (İtalya): 3-2
C Grubu
Beşiktaş - Borussia Dortmund (Almanya): 1-2
Sporting Lizbon (Portekiz) - Ajax (Hollanda): 1-5
D Grubu
Sheriff (Moldova) - Shakhtar Donetsk (Ukrayna): 2-0
Inter (İtalya) - Real Madrid (İspanya): 0-1
00:46
fbabke
beslenme, sağlık
No comments
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi Aynur Şahin, son dönemde özellikle mantar kaynaklı zehirlenmelerde büyük artış görüldüğünü bildirdi. KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimliğinden yapılan açıklamaya göre, yaylada topladıkları mantarı yiyen Tahsin Bakırtaş, eşi ve kızı rahatsızlandı. Ambulansla Araklı Bayram Halil Devlet Hastanesine kaldırılan Bakırtaş, eşi ve kızı, buradaki müdahalenin ardından KTÜ Farabi Hastanesi Toksikoloji Bölümüne sevk edildi.
Bakırtaş ailesinin 3 üyesi de burada yapılan tedavilerinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tahsin Bakırtaş, hastanede en son halüsinasyon gördüğünü hatırladığını belirterek, "Sonrasında kendimi kaybetmişim. Gözlerimi açtığımda etrafımdaki sağlıkçıların hummalı çalışmasından ne kadar ciddi bir süreç atlattığımı fark ettim." ifadesini kullandı.
"TEK BİR ZEHİRLİ MANTAR YETİŞKİN İNSANI ÖLDÜREBİLİR"
“Mantarlar gerek lezzetli olmaları gerek protein oranlarının yüksek olması gerekse doğada ulaşılabilirliğinin kolay olması ile birlikte oldukça insanları cezbetmektedir" diyen Şahin "En önemli sorun doğadan toplanan mantarların aynı zamanda öldürücü derecede zehirli olma ihtimali ve her yıl dünyada çok sayıda ölüme sebep olmasıdır. Mantarlar ılıman ve nemli iklimleri sevdiklerinden dolayı Karadeniz Bölgesi yabani mantarların yetişmesi açısından en uygun iklime sahip olan bölgedir ve zehirlenmelerin önemli bir oranı yağışların daha fazla olduğu bahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Zehirli mantarların toksinleri; ısıya, pişirmeye, dondurulmaya ve kurutulmaya dayanıklıdır. Tek bir zehirli mantarın bile yetişkin bir insanı öldürebilecek toksine sahip olma potansiyeli bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
6 Eylül 2021 Pazartesi
12:10
fbabke
doğal sağlık, Obezite
No comments
Türkiye Avrupa'da obezitenin en sık görüldüğü ülke durumuna geldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü 2017-18 raporunda 34 ülkede 20-79 yaşları arasındaki kişilerde obezite görülme sıklığının yüzde 19 olduğunu açıkladı.
Ülkemizde özellikle 7-8 yaş kız çocuklarında hızlı kilo sorunu yaşanıyor. Bu yaş grubunda her dörk çocuktan birinde fazla kilo ya da obez olma belirtisi var. Hal böyle olunca çocukluk çağından ergenlik dönemine geçişte kilo alımının kontrol altına alınması ileriki yıllarda obezite sorununun Türkiye'de daha ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmasını engeller.
Biyolojik ortam dışında direkt olarak obezitenin gelişmesini sağlayan en önemli çevresel etmenler ise kronik stres, fazla şeker ve yağ içeren besin tüketiminde artış, büyük porsiyonlarda yemek yeme, yaşam boyu egzersiz yapmamaktır. Fakat son yıllarda çevresel toksinler, yiyecek noksanlığı ve yüksek yağlı diyet uygulamalarının obezite ile ilgili genlerde metilasyon, asetilasyon gibi epigenetik değişikliklere neden olarak hem yeme isteğini artırdığı hem de yağ dokusunun hızla büyümesine neden olduğu biliniyor.
Eğer sağlıklı besin seçiyor ve öğünlerde yeterli miktarda yiyecek tüketiyorsak yağ yakımı artar, iştah dengelenir ve kortizol azalarak obezite oluşumu önlenir.
Obeziteyi önleyen 10 sağlıklı besin
ÇİLEK, KİRAZ, BÖĞÜRTLEN: Çilek, böğürtlen, kiraz ve ahududu gibi koyu kırmızı renkli bu taze meyvelerin kalorileri düşük ama içerdikleri özel antioksidanlar nedeniyle de yağ depolamasına engel olan meyvelerdir. Yoğurda ekleyerek ara öğünde tüketilmeli.
KOYU YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: Yeşilin rengi koyulaştıkça A, C vitamini artıyor, kalsiyum miktarı zenginleşiyor ve diyet lifi de artıyor. Yeşil yapraklı tüm sebzeler neredeyse kalorileri yok denecek kadar az olduğundan doyana kadar yenebilecek vitamin depolarıdır. Kalorileri az, yağ yakıcı fitokimyasalları içeren ıspanak, semizotu, marul, maydanoz, dereotu, taze nane, roka salatalara bolca eklenirse obeziteyi önleyen sihirli etki yapar. BALIK: İyot, omega 3, selenyum ve protein nedeniyle şişmanlatmayan kırmızı ete göre daha az kalori içeren balık haftada üç-dört kez yenildiğinde yağlanmayı önlüyor.
FINDIK, FISTIK: Her ne kadar sağlıklı yağ içeriği yüksek ve bol kalorili olsa da magnezyum, B1 vitamini, selenyum gibi kalori yaktırmayı arttıran vitamin ve mineralleri çok miktarda içerirler.
ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı içerdiği E vitamini, polifenoller, oleik asit ve neredeyse yüzde 10'un altında doymuş yağ asidi içerdiği için vücutta yağ oksidasyonunu sağlayarak obeziteden korunma mekanizması sağlar. Salatalara ve zeytinyağlı yemeklere kişi başı bir yemek kaşığı, çorbalara kişi başına bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyerek besinleri hazırlamak obeziteden korunmada en doğru miktardır.
5 Eylül 2021 Pazar
08:11
fbabke
sağlık
No comments
2 Eylül 2021 Perşembe
12:06
fbabke
doğal sağlık, sağlık
No comments
Günlük hayatta artan stresle birlikte vücudumuzun çeşitli bölgeleri bu stresten etkileniyor. Teknolojinin iş ve şehir hayatına iyiden iyiyi girmesiyle birlikte göz sağlığı da bu stresten etkilenen bir bölge olmaya başladı.
Artan stres ve iş hayatının etkisi, düzensiz beslenme gözsağlığı için tehdit oluşturuyor. Dünyagöz Etiler’den Op. Dr. Elvan Yalçın sağlıklı beslenmenin göz sağlığı için önemini şöyle açıklıyor: “Sağlıklı bir vücudun yolu düzenli ve dengeli beslenmeden geçiyor. Yoğun tempoda göz ardı edilen yemek yeme alışkanlıklarımız ise özellikle göz sağlığına doğrudan etki ederek, tehdit oluşturabiliyor. Göz sağlığını korumada dengeli beslenmenin için A, C, E vitaminleri ve beta karoten ile zenginleştirilmiş besinler tüketmek iyi ve kaliteli görüş kapılarını aralıyor”
“Göz sağlığını korumak için ise A, C ve E vitaminleri ile zenginleştirilmiş renkli diyetler yapmak gerekiyor”
Birtakım besinlerin görme kalitesini artıracağını belirten Op. Dr. Elvan Yalçın şöyle devam etti: “Sağlıklı bir vücudun en önemli ihtiyacı doğru beslenmeden geçiyor. Özellikle göz sağlığı için beta karoten ve A vitamini içeren besinler tüketmek retina ve gözün diğer bölümlerinin düzgün çalışmasına yardımcı oluyor. Uzun süreli göz sağlığını korumak için ise A, C ve E vitaminleri ile zenginleştirilmiş renkli diyetler yapmak gerekiyor”
Havuç Tek Başına Yeterli Değil
Göz sağlığı deyince akla ilk gelen besinin havuç olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Op. Dr. Elvan Yalçın “Besinlerde bulunan A vitamini ve beta karoten doğrudan göz sağlığına fayda sağlıyor. A vitamini deposu havucun yararlarının yanı sıra Omega 3 ve 6 yağ asitleri ile çinko ve magnezyum gibi mineral zengini besinlerin tüketimi de ilerleyen yaşlarda görme kayıplarını önemli oranda engelliyor” dedi.
Göz Sağlığı için 6 Faydalı Besin
Op. Dr. Yalçın gözde oluşabilecek hasarı en aza indiren ve katarakt gibi rahatsızları önlemede yardımcı olan 6 faydalı besini paylaştı: “Özellikle kırmızı biber ve ıspanakta bulunan A vitamini gözün gece görüşünü ve direnicini artırırken, yaban mersini ve tatlı patatesin sahip olduğu C vitamini ise gözde katarakt ve makula dejenerasyonu riskini en aza indiriyor. Omega-3’ler bakımından zengin somon balığı retinanın fonksiyonunu koruyan hücre zarlarına yapısal destek sağlıyor. Tamamlayıcı besinler arasında en zengin içeriğe sahip chia tohumları ise içinde barındırdığı beta karoten, E ve C vitaminleri makula dejenerasyonunu önlemeye yardımcı oluyor”
31 Ağustos 2021 Salı
13:31
fbabke
Sosyal Medya
No comments
Cinsel içerikli mesajlaşma yapan gençlerin yüzde 58’i, mesajı erkek veya kız arkadaşlarına gönderdiklerini söylerken üçte biriyse sanal alemde tanıştıkları kişilere göndermiş.
NSPCC Genel Müdürü Peter Wanless ‘seks mesajlaşmasının’ git gide yaygınlaştığını söylüyor. Wanless anket sonuçlarının, cinsel içerikli mesajlaşmanın ergenlik çağındaki gençler arası ilişkilerin bir özelliği olmaya doğru gittiğini gösteridiğini söylüyor. Wanless, ilişki içindeki gençlerin kendilerine ait cinsel içerikli bir görüntüyü paylaşmaları gerektiği yönünde bir anlayışın oturmaya başladığını belirtiyor.
Gönderenlerin yarısından fazlası erkek ya da kız arkadaşına göndermiş. Anket kapsamında NSPCC ve Childline İngiltere ’nin farklı yerlerinden 450 gençle görüştü. Cinsel içerikli mesajlama yapan gençlerin yüzde 58’i, mesajı erkek veya kız arkadaşlarına gönderdiklerini söylerken üçte biriyse sanal alemde tanıştıkları ama gerçek hayatta hiç tanımadıkları kişilere gönderdiklerini belirtiyor. Yüzde 15’iyse mesajları bir yabancıya göndermiş.
Mesajla görüntü paylaşanların yüzde 20’si mesajın gönderilmesinden sonra bunların başkalarıyla da paylaşıldığını söylerken yüzde 28’iyse bunların başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmadığını bilmediklerini belirtiyor.
İngiltere’de yasal olarak cinsel ilişkiye başlama yaşı 16. Ancak 18 yaş altındaki birinin ‘uygunsuz’ fotoğraflarının çekilmesi, bulundurulması veya paylaşılması yasadışı ve bunu yapmak suç kapsamına giriyor.
İngiltere Polis Müdürleri Derneği (Acpo) yetkilileri çocukların seks mesajlaşması nedeniyle ceza alması olasılığının son derece düşük olduğunu bildirdiler.
İSTİSMAR TEHLİKESİ
Newsnight’a konuşan 19 yaşındaki Daniel, “Okuldayken bana bir fotoğraf yollanmıştı” diyor. Bermondsey’daki bir gençlik merkezinde Newsnight’a konuşan Daniel sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir sonraki gün bu kızla aramızda bir tartışma oldu. Fotoğrafla ilgili değildi, başka bir şeyle ilgiliydi. Çok sinirlendim. Fotoğrafı her yere yolluyordum. Daha sonra kendimi kötü hissettim. O gün bugündür benden nefret ediyor ama mesele bu değil. Her şeyden önce ben bunu yapmamalıydım.”
17 yaşındaki Taylor Weekes ise genç kızların dikkat çekmek için bu mesajlaşmaları yaptıklarını ancak bunun yanlış bir yöntem olduğunu söylüyor.
Ulusal Suç Ajansı’nın Çocuk Sömürüsü ve Online Koruma Merkezi’nin (Ceop) 2012 verilerine göre 12 ila 15 yaş arasındaki çocukların yüzde 62’sinin cep telefonu bulunuyor.
Bu rakamın 2013 sonuna kadar daha da artması bekleniyor.
Uzmanlar artık en ucuz telefonların dahi kamera özelliğinin bulunduğunu ve birçok telefonun da internete bağlanabilmesi nedeniyle bu tür mesajlaşmaların kolaylaştığını söylüyor.
Ceop bu görüntülerin ‘yanlış ellere’ düşebileceği konusunda kaygılı. Ceop’un eğitim bölümünün müdürü Jonathan Baggaley şunları söylüyor: “Gördüğümüz şu ki, istismarcılar bu durumu kötüye kullanıyor, genç insanlardan görüntüleri alıyor ve sonra onlara ‘benim için daha fazlasını yapmazsan bunları ailene ve arkadaşlarına göndereceğim’ diyerek şantaj yapıyor.”
13:29
fbabke
kariyer, sağlık
No comments
Yasalaşarak yürürlüğe giren Aile Paketi'nin en önemli maddelerinden birisi de doğum yardımı. Peki, doğum yardımı nedir? Kimler, nasıl yararlanacak? Meydan Yazarı Dr. Mehmet Bulut yazdı...
Doğum yardımı hem memurlar hem de işçiler için farklı şekilde uygulanmakta iken yürürlüğe giren Aile Paketi ile uygulamada birliktelik sağlandı. Artık devlet, işçi-memur ayrımı olmaksızın herkese doğum yardımı yapacak.
Ancak uygulanacak paketin yürürlük tarihi ve tutarları açısından bazı soru işaretleri mevcut.
Ayrıca başta belirtelim ki Devletin asli görevi, ailelere doğum başına para vermekten öte dünyaya getirdikleri çocuklara güzel bir gelecek sağlamaktır. Bunun için de hem kişi başına milli gelirin artırılması hem de yaşanabilir bir ortam sağlanması gerekmekte. Ama ne yazık ki şu an itibariyle bu imkânların çok gerisindeyiz.
Bugün sizin doğum yardımından faydalanacaklar, şartları, tutarı, çocuk sayısı, kârda veya zararda olanlar hakkında kafanızdaki soruları gidermeye çalışacağım.
Doğum Yardımından Kimler Yararlanacak?
Öncelikle doğum yardımından tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yararlanabilecek. Bunun yanı sıra doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların üçüncü dereceye kadar olan altsoyları da doğum yardımından yararlanmak için başvuruda bulunabilecekler.
Yani ülkemizde yaşayıp Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan yabancı çiftlerin doğum yardımından yararlanması söz konusu değil.
Peki, çiftlerden birisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, birisi yabancıysa ne olacak?
Bu durumda da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan anne veya babaya doğum yardımı yapılacak.
Şayet hem anne hem de baba Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise doğum yardımı sadece anneye yapılacak. Yani gerçekleşen doğum nedeniyle hem anneye hem babaya ayrı ayrı doğum yardımı yapılmayacak.
Ayrıca doğum yardımında Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK'ya) kayıtlı olma gibi bir şart yok. Doğum yardımı ödenmesinde Kimlik Paylaşımı Sistemi'nde yer alan nüfus kayıtları esas alınacak.
Doğum Yardımının Tutarı Ne Kadar?
Öncelikle belirtelim ki doğum yardımından faydalanılabilmesi için doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi gerekiyor. Yani çocuğun canlı olarak dünyaya gelmesi şart. Şayet düşük nedeniyle doğum gerçekleşmemişse doğum yardımı alınamayacak. Buna karşın çocuk sağ olarak doğmuş ancak kısa süre sonra hayatını kaybetmişse yine de doğum yardımı alınabilecek. Umarım bu ihtimal kimsenin başına gelmez ve herkes çocuğunu sağlıklı bir şekilde kucağına alır.
Bu şekilde canlı doğan birinci çocuk için 300 TL, ikinci çocuk için 400 TL, üçüncü ve sonraki çocukları için 600 TL doğum yardımı yapılacak.
Bu tutarları artırmaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı müştereken yetkili. Yani bahsedilen tutarların ilerleyen dönemlerde artması da mümkün. Zaten söz konusu tutarlar Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında oldukça düşük kalmakta.
Doğum Yardımında Kim Kârda Kim Zararda?
Doğum yardımı daha önceden memurlara 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre yapılmaktaydı. Ancak Aile Paketiyle 657 sayılı kanundaki doğum yardımı da yürürlükten kaldırıldı.
Eski düzenlemeye göre devlet memurlarına 2015 yılı için doğum yardımı olarak 198,27 TL ödeniyordu. Ayrıca doğum yardımı çocuk sayısına göre değişmiyordu. Yeni düzenlemeye göre, doğacak birinci çocuk için 300 TL, ikinci çocuk için 400 TL, üçüncü ve daha sonraki çocuklar için ise 600 TL doğum yardımı ödenecek. Bu durumunda memurlar için, doğum yardımı; birinci çocuk için 101,83 TL, ikinci çocuk için 201,83 TL ve sonraki her çocuk için 401,83 TL daha fazla yapılmış olacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilerden, kapsamında bulundukları bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre doğum nedeniyle işçiye bir ödeme yapılması kararlaştırılmışsa ve kararlaştırılan tutar Aile Paketindeki tutarlardan az ise aradaki fark kendilerine ödenecek.
Özel sektörde çalışanların durumu ise farklı. Özel sektördeki bir işçi doğum yaptığında patronu iş sözleşmesine dayanarak doğum yardımı yapabiliyordu. Bundan sonra patronlar nasıl olsa devlet yardımda bulunuyor diyerek doğum yardımı yapmama yolunu seçebilirler.
15 Mayıs'tan Önce Doğum Yapmayın
Doğum yardımında önemli bir nokta bulunmakta. Aile Paketinde yer alan doğum yardımı yasalaşmasına karşın şu an uygulanmıyor. Sebebi ise garip bir karar ile yürürlük tarihinin 15 Mayıs 2015 olarak belirlenmesi. Dolayısıyla 14 Mayıs ve öncesinde doğum yapacaklar ne yazık ki doğum yardımı alamayacak. O yüzden imkanınız varsa doğum tarihinizi buna göre belirleyin…
Uygulamaya ilişkin detaylı bilgi almak isteyenler, ücretsiz hizmet sunan “Alo 144 Sosyal Yardım Hattı”nı arayabilir veya aile ve sosyal politikalar il müdürlüklerine başvurabilir.
17 Temmuz 2021 Cumartesi
24 Nisan 2021 Cumartesi
01:08
fbabke
sağlık
No comments
Sürekli umutsuzluk ve çaresizlik hissi, majör depresyona (diğer adları: klinik depresyon, majör depresif bozukluk) sahip olduğunuzun bir işareti olabilir.
Anne veya babası majör depresyon yaşayan bir kişinin hayatının bir döneminde majör depresyonla karşılaşma riski yüksektir. Ama aile geçmişinde majör depresyon hastası olmayan biri de, majör depresyonu tecrübe edebilir.
Majör Depresyon Nedir?
Majör depresyonu karakterize eden belirti kişinin herhangi bir şeyden tat alma yeteneğinin neredeyse tamamen kaybolmasıdır. Sıklıkla uyku ve iştah zorlukları ortaya çıkar. Konsantrasyon ciddi bir problem hâline gelebilir.
Birçok insan hayatlarının bir döneminde üzgün ve çaresiz hissedebilir. Ama majör depresyonda bu hislerin, depresif ruh hâlinin ve ilgi kaybının günün büyük kısmında (özellikle sabahları) görülmesi ve bunların da en az iki hafta boyunca devam etmesi gerekir.
Majör depresyonu oluşması için illa ki bir sebep gerekmez. Birdenbire ya da yavaş yavaş ortaya çıkabilir. Güçsüz hissetme ya da hayatın gidişatında kontrolü elinde bulunduramama gibi nedenlere bir tepki olarak da oluşabilir.
Majör depresyon şu belirtilerle teşhis edilir:
Neredeyse her gün bitkin hissetme ya da enerji kaybı.
Neredeyse her gün değersiz ya da suçlu hissetme
Konsantrasyonun bozulması ve kararsızlık
İnsomniya (uyuyamama) ya da hipersomniya (aşırı uyuma)
Neredeyse bütün aktivitelere ilginin kaybolması ya da bunlardan hiç zevk almama (anhedoni de denilen bu belirti diğer belirtilere göre majör depresyonu işaret etmede daha belirleyicidir)
Dinlenememe ya da yavaş hareket etme, yavaş düşünme
Ölüm ve intihar düşüncelerinin sürekli gelmesi
Ciddi oranda kilo kaybı veya kilo alma (toplam vücut kitlesinin %5’i kadar)
Kadınlar Majör Depresyona Daha mı Yatkındır?
Kadınların majör depresyona yakalanma riski erkeklerin neredeyse iki katıdır. Ergenlik çağında, regl döneminde, hamilelikte, düşük yapmada ve menapozdaki hormonal değişiklikler majör depresyon riskini artırabilir.
Erkeklerde Major Depresyon İşaretleri Nelerdir?
Erkeklerdeki depresyon önemli ölçüde az kayıtlara geçmektedir. Majör depresyondan muzdarip erkekler çok daha az yardım aramaktadırlar. Hatta bu durumdan etraflarındaki insanlara bahsetmeyebilirler.
Erkeklerdeki depresyon işaretleri çabuk öfkelenme, genel sinirlilik, uyuşturucu ya da alkol bağımlılığı (bu maddelerin kullanımı depresyonun sonucu olabileceği gibi, depresyona da sebebiyet verebilirler) olabilir. Duygularını bastırma kendilerine veya başkalarına yönelik şiddetli davranışlara neden olabilir. Ayrıca hastalık, intihar ve hatta adam öldürmeyle sonuçlanabilir.
01:05
fbabke
internet
No comments
Biraz huysuzum bu konuda. Öğrenmek istemiyorum ama geçenlerde gelen bir maildeki bilgiler çok hoşuma gitti. Benim gibi interneti seven ama sohbetlere pek yanaşmayanların bilgi alacağı bir yer olsun istedim.
Bu kurallar yazılı olmayan fakat uyulması sanal ortamda sorunsuz iletişimi sağlayan kurallardır.
Bu kurallara uymak kanuni bir zorunluluk değildir. Çünkü bu kuralları kontrol
edecek herhangi bir gerçek otorite yoktur. ! Ne zaman , uluslararası telif hakları ve net etik kuralları bütün ülkeler tarafından kabul edilirse , işte belki o gün , bu kurallara uymamak cezalandırılacaktır. Internet ortamındaki birçok kaynaktan derlenerek hazırlanan etik kuralları zaman içinde fazla değişmez ama yine de uyulması şiddetle tavsiye edilir.
*Internet ortamı bir çok kişi karşı çıksa da;gerçek kimliğinizi saklayabileceğiniz bir ortam olduğundan gerçek hayattan çok farklıdır.Bu yüzden bu ortamdaki davranışlarımıza dikkat
etmek zorundayız.
*Saygı,olumluluk ve nezaket en büyük dayanak noktamız olmalıdır.
*Büyük harfle yazmayın.HERKES BAĞIRDIĞINIZI DÜŞÜNMEYE BAŞLAR!
*Mesajlarınızı kısa tutun.. Kendinizi daha iyi ifade etmek için smiley ya da bir başka adıyla emoticons (emotional icons) kullanabilirsiniz.
En popüler simgelerden birkaçı :
:-) Mutlu
:-( Kırgın üzgün
:-< Öfkeli
:-o Şaşırmış
:-D Gülen
:-@ Bağıran
;-) Göz kırpan
*Yanıt yazdığınızda sadece sorunun ilgili kısmına mesajınızda yer verin. Gereksiz yere tüm mesajı eklemeyin.Hatta REPLAY (Yanıtla ) tuşunu kullanırken altta kalan ve de size gönderilen mesaji tamamen silin.
*Mesajlarınızda özel bilgilere yer vermeyin. Mesajınızı kimin okuduğunu veya kime nasıl dağıtacağını asla bilemezsiniz.
*Mail'leri "forward" yani başkalarına "ilet"irken mutlaka ve de mutlaka mailin içindeki diğer mail adreslerini SILINIZ ! . Silmemeniz kadar güvenliğe aykırı bir şey daha düşünemiyorum.
Bu bir nevî , sizin ev veya iş adresinizin , sizden izinsiz, milyonlarca kişiye dağıtılmasıyla eş değerdir. !
Mailinizin içinde , sadece sizin kendi ve de karşı tarafın adresinden başka adreslerinin olması hem çok tehlikeli , hem de çok büyük saygısızlıktır.
*Ticari ilan (spam) göndermeyin.Eğer genel kullanıma açık bir ilan panosuna (bulletin board) ya da haber grubuna yazıyorsanız , konudan ayrılmayın. Her haber grubuna reklam göndermek gibi bir hataya asla düşmeyin. Spammi ng olarak adlandırılan bu işlem size flaming olarak geri dönecektir.
FLAMING NEDIR ?
Bazen birilerini farkında olmadan kızdırabilirsiniz. Herkese açık bir ortamda , kızgın ya da kaba bir mesaj , başınızdan aşağı kaynar sular dökülmesine neden olabilir. (Bu duruma flamed denir) .Eğer siz de yanıt verecek olursanız, flame savaşları (flame war) başladı demektir. Ateşi söndürmenin tek yolu genellikle geri adım atmak ve hiç yanıt vermemektir.
*Eğer , bir haber grubuna ya da posta kutusuna reklam gönderecekseniz, konu satırında amacınızı açıkça belirtiniz. Böylece ilgilenmeyen kişiler onu açmadan kolayca silebilecektir.
*Mesaj göndermeye başlamadan önce grubu takip edin.Gruba mesaj göndermeden takip etmek ("lurking" olarak adlandırılır) grubun bakış açısı ve tarzı hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır.
*FAQ (Sıkça Sorulan Sorular) ı okuyun .
(SSS) =FAQ = Frequently Asked Questions.
FAQ'da hem soruları, hem de cevapları bulacaksınız !
Böylece daha önce sorulmuş ve yanıtlanmış soruları tekrar gruba yöneltmemiş olacaksınız.
*Doğrudan size yanıt yazılmasını istemeyin. Sık , sık acil yanıt arayan kullanıcılar haber grubunu takip edemezler ve sorularına yanıt vermek isteyenlerin doğrudan e-mail ile
kendilerine ulaşmasını isterler.
Haber grupları tecrübeleri paylaşmak içindir. Bazıları tartışma, bazıları soru-cevap tarzında olsa da tamamında asıl amaç bilgilerin paylaşılmasıdır . Vermeden almak çok tatsızdır.
Yardım istediğiniz gibi, siz de arasıra diğer kişilerin sorularına yanıt yazmalı, tartışmalara katılmalısınız. Tartışmanın gereksiz yere uzaması durumunda, sadece o kişi ile fikir alışverişine devam edebilirsiniz.
*Binary dosya göndermeyin. Binary'den kastedilen text ( metin ) olmayan dosyalardır. Örneğin EXE uzantılı dosyalar, ZIP dosyalar, vs. Dosya almanız ya da göndermeniz gerekirse "..... isimli dosyası olan göndersin" yerine , dosyanın nerede bulunabileceğini bilen var mı? şeklinde sorun. Eğer dosya sadece bir kişiden temin edilebiliyorsa, doğrudan onunla irtibata geçin.
*Konu dışı mesajlar (off-topic) göndermeyin. Grubun ilgilenmediği mesajlar tepki almanıza yol açabilir. Konu dışı (off-topic) yazarken konunuza uygun başka haber grupları olmadığından emin olun.
*Mesaj göndermeden önce yeni gelen mesajları okuyun.Böylece daha önce yanıt verilmiş bir soruyla ilgilenmek zorunda kalmazsınız.
*Gönderilen mesajları açarken dikkatli olun. Mutlaka ve de mutlaka güncelleşmiş bir antivirus kullanın. Kendi güvenliğiniz için sık sık virüs taraması yapın. Maillere ataşlanmış EXE , BAT , PIF uzantılı dosyaları açmayın.
*Sakin olun . Bir mesajdaki tonu hemen yakalamanız mümkün olmayabilir. Pişman olacağınız bir yanıt yazmadan önce birkaç kez düşünün.
*Sorularınız anlaşılır ve açık olsun.Sorunun ne olduğunu anlatırken aceleci davranmayın. Yazdıklarınızı önce siz okuyarak anlamaya çalışın.
*Mutlaka teşekkür edin. Edin ki , size yazan kişi yazınızın yerine ulaştığından emin olsun.
Ve size faydalı olan bilgiler için de mutlaka kısa bir teşekkür yazısı gönderin. Bu davranışınız gruptaki motivasyonu yüksek tutacaktır.
*İmzalarınızı kısa tutun. Mesajınızın sonuna eklediğiniz isim/adres bölümü 4 satırı geçmesin.
*Elektronik mektubunuza, aynı normal mektuplarda olduğu gibi, bir selamlama cümlesiyle başlayın. İster "Merhaba" deyin ister "Sevgili Falanca,". Böylece insanları karşılamış olursunuz. Belki devamlı yazıştığınız kişilerle bunu yapmayabilirsiniz ama o zaman bile en azından mektubun başına adını yazın.
*Yazılarınıza mutlaka imza atın.
*Elektronik mektuplarınızın konu alanını ASLA ve de ASLA boş bırakmayın. Konu bölümü çok önemlidir. Subject yani konu kısmı boş olan mail'ler öncelikle viruslü mailler olarak şüphe çekecektir. Bir mektubun konusu, onu diğerlerinden ayırt etmenizi sağlayan bir özelliktir. Bu sayede sizin mektubunuz birçok mektup arasından görünür. Buraya her seferinde "merhaba" yazmayınız!.Konunun özeti mahiyetinde bir başlık yazınız.
*Mektuplarınızı büyük harflerle yazmayın. Normal bir mektupta olduğu gibi büyük ve küçük harfleri kullanarak yazın. Tamamı büyük harflerle yazılmış yazıları okumak hem zordur
hem de akıcılığı azaltır. Ayrıca büyük harfler SANKİ BAĞIRIYORMUŞ GİBİ anlaşılmanıza neden olabilir. Mektuplarınızı tamamen küçük harflerle de yazmayın.
*Mektuplarınızın bir satırında 70-75 karakterden fazla karakter olmasın. Yazdığınız mektubu okuyacak olan kişinin nasıl bir bilgisayardan okuyacağını bilemezsiniz. En kötü ihtimalle, bu kişinin mektubunuzu metin temelli bir terminalden okuduğunu varsayabilirsiniz. Bu durumda bir satırdaki karakter sayısının 80'i geçmesi , mektubunuzu okunmaz hale getirebilir.
Bazı mektup programları, gelen bir mektuba cevap vermenizi sağlarken, daha önceki mektubu yeni mektubunuzun içine aktarır. Aktarırken de her satırın başına ">" işareti koyar.
* ">" gibi lüzumsuz ve korkunç bir kirlilik yaratan anlamsız işaretlerdir.
12 Aralık 2020 Cumartesi
09:38
fbabke
doğal sağlık
No comments
Biberiye, iğneye benzeyen ince yapraklı, daima yeşil kalan bir bitki türüdür.
Biberiye yağının saça ve cilde faydaları resimleri
Biberiye bitkisi pek çok yönde faydalı bir bitki olarak hem zayıflamada, hem cilt bakımında hemde hijyen sağlamada oldukça başarılıdır.
Biberiye çayı özellikle sindirim sistemine faydalıdır. Yağı ise cilt bakımında kuıllanılır. Ayrıca Biberiye, derin temizlik sağlar ve antibakteriyel ürünlerden daha mikrop kırıcı özelliğe sahiptir.
Zihne ve bedene canlılık veren ve tansiyon düzenleyici bitkisel etki yapan biberiye yağı, profesyonel spor yapanlar tarafından da masaj biçiminde kullanılmakta ve kas ağrılarına, kas kramplarına karşı faydalı tarafından yararlanılmaktadır.
Biberiye yağının saça Faydaları:
Saç dökülmesi alopesi şikayeti olanlar, saç uçlarında kırılma görülenler için ve ayrıca migren ağrıları için saç ve kafa derisi bölgesinin masajı son derece faydalı olmaktadır. Biberiye Yağının Saça Faydaları sadece saç dökülmesi için değil kepek şikayeti olanlar için de son derece önem arz eder. Saçları besleyen biberiye yağı, saç köklerini ve dokusunu besleyerek saç dökülmesine mani olur. Yağlı saçlar için biberiye yağı iyi bir saç temizleme kürü olabilmekte ve saçları yağlardan arındırmak için bir hayli işe yaramaktadır.
Biberiye Yağının cilde Faydaları:
Biberiye de bulunan turmerik yağlar cildin ph dengesini dengede tutuyor. Alternatif bitkisel tedavi yöntemlerinde sıkça kullanılan biberiye yağı burun tıkanıklığı için papatya yağı ile birlikte kullanıldığında önemli bitkisel faydalar sağlıyor.
















